Erzincan’ı Afetler Karşısında Daha Dirençli Hale Getireceğiz

Ülkemizin deprem riski altındaki şehirlerinden biri olan Erzincan'ın afetler karşısında daha dirençli bir şehir olması noktasında bir farkındalık yaratması hedeflenen anma ve panel programında önemli konulara değinildi.

Erzincan’ı Afetler Karşısında Daha Dirençli Hale Getireceğiz

1939 Erzincan Depremi'nin yıl dönümünde "1939 Erzincan Depremini Anma Programı ve Yerelde Afet İletişim Paneli" düzenlendi.

Erzincan İl Müftülüğü Konferans Salonunda düzenlenen panele Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, kurum müdürleri ve davetliler  katıldı.

Ülkemizin deprem riski altındaki şehirlerinden biri olan Erzincan'ın afetler karşısında daha dirençli bir şehir olması noktasında bir farkındalık yaratması hedeflenen anma ve panel programında önemli konulara değinildi.

İlk olarak konuşmasını yapan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Erdem Yavuz; ‘Ülkemizin deprem riski altındaki şiirlerinden biri olan erzincanı afetler karşısında daha dirençli bir şehir olması noktasında bir farkındalık yaratmasını hedefliyoruz’ dedi.

Programda bir konuşma yapan İletişim Başkanlığı Erzincan Bölge Müdürü Metehan Akkaya ise konuşmasında: ‘  Bugün 1939 Erzincan Depremi'nin yıl dönümünde depremlerde hayatını kaybeden canlarımızı anmak ve yerelde afet iletişimi hakkında farkındalık oluşturmak masadıyla buradayız.  Konuşmama Erzincan hakkındaki ilk intibamdan bahsederek başlamak istiyorum. 2020 yılında İstanbul’dan Erzincan’a geldiğimde bu şehrin düzenli yapısı, şehir merkezinde 3 kattan yüksek binaların olmayışı başınızı kaldırdığınızda dört cephede şehri kuşatan dağların hepsini görebiliyor olmak beni büyülemişti. Bunun sebebinin deprem riski olduğunu düşündüğümde aynı fay hattında yer alan diğer şehirlerimizde bu düzende yatay yapılaşmanın neden olmadığını sorgulamıştım. Zira aynı kanunlar 81 il için de geçerliyken en iyi bu şehirde uygulanıyordu.. sonuç olarak bu durumun Erzincan’ın mazisindeki şiddetli depremlerin toplumda uyandırdığı afet bilincinden kaynaklandığına kanaat ettim. Her ne kadar halk dilinde bir musibet bin nasihattan evladır denilse de afetlere karşı dirençli olmayı musibetlerle öğrenmek acı veren, kapanmayacak yaralar açan bir öğrenme türüdür.  Kanunlar, imar planları gibi şehirciliği dizayn eden regülasyonların oluşturulmasında ve sürdürülebilirliğin korunmasında toplumsal talepler ve davranış kalıpları büyük rol oynar. Binalara kaçak katlar çıkmak, olması gerekenden yüksek katlı binalar yapabilmek için imar planlarını esnetmeye çalışmak, uygun olmayan zeminlerde inşaat yapmak gibi ihlalleri engellemekte kanunlardan daha güçlü olan bir şey varsa o da böyle binalarda oturmayı talep etmeyecek bilinçli bir toplumdur.  Yani, afete karşı dirençli bir şehir olmak için güçlü binalar, kati yasalardan daha önemli olan afet karşısında bilinçli ve dirençli bir topluma sahip olmaktır. Ülkemizin deprem riski altındaki şehirlerinden biri olan Erzincan'ın afetler karşısında daha dirençli bir şehir olması noktasında bir farkındalık yaratmasını hedeflediğimiz panel programımızı kısaca özetleyerek sözlerimi tamamlamak isterim. Afetlerin yıkıcılığı düşünüldüğünde, zararların asgariye indirilmesi ve afete karşı dirençli bir toplum inşa edilmesi için etkin bir iletişim stratejisi önem arz etmektedir. Bu sebeple afetlerde planlama, veri toplama, veri işleme, analiz, bilgi üretimi, bilginin dağıtılması, koordinasyon gibi pratikleri içeren çok yönlü bir iletişim stratejisi benimsenmelidir. Afet sürecinde meydana gelen korku ve endişe ortamında, doğru bilginin yayılması ve etkin iletişim büyük önem taşımaktadır. Afet esnasında ve sonrasında meydana gelen kaos ortamına müdahale edilmediği takdirde pek çok dezenformasyon, manipülasyon, kara propaganda ya da algı operasyonu ortaya çıkabilmektedir. Tüm bunları engellemek için afet öncesinde, esnasında ve sonrasında devlet-millet iletişiminin kesintisiz bir şekilde devamı elzemdir. “Afet Süreçlerinde Kurumsal İletişimin Önemi” adlı ilk oturumda bu konular tartışılacaktır.Afet ve acil durumlarda bölgeyi ve hedef kitleyi tanıyan yerel medyanın etkinliği ve ulusal medyanın afete ilişkin haberleri tüm kamuoyuna ulaştırma işlevi etkin bir afet iletişiminin ayrılmaz parçalarıdır. Küreselleşmenin hız kazandığı günümüzde yerel medya ve ulusal medyanın koordinasyon içinde olması son derece önemlidir. Yerel ve ulusal medyanın doğru habere yer verme ve kamuoyu nezdinde herhangi bir karışıklığa ya da yanlış bilgilendirme yapmamaya dikkat etmeleri gerekmektedir.Ulusal medyanın uluslararası medyaya ulaşma kolaylığı ile yerel medyanın olay yerinden gerçekçi veri akışının birleşimi etkin ve verimli bir haber akışı anlamına gelmektedir. Buradan hareketle afet süreçlerinde ulusal ve yerel medyanın Koordinasyonu konulu ikinci oturumumuzda alanında uzman panelistlerimizle konu derinlemesine ele alınacaktır.Öte yandan, Afet zamanlarında sahada devlet kurumlarının en büyük destekçileri arasında sivil toplum kuruluşları yer almaktadır. Bu kuruluşlar, bölgesel temsilcilikleri, aldıkları bağışlar ve gönüllüleri vasıtasıyla afet bölgesindeki müdahale çalışmalarına katkı sağlamaktadır. Bu önemlerine binaen, Türkiye Afet Müdahale Planı’na göre afet ve acil durumlarda sunulacak hizmet alanlarında faaliyet göstermek isteyen sivil toplum kuruluşları ve gönüllüleri, yetkinlik ve yeterlilikleri konusunda sınıflandırılmakta ve akreditasyon almaktadır. “Afet İletişiminde Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü” konulu son oturumumuzda, afet dönemlerinde önde gelen sivil toplum kuruluşların iletişim faaliyetleri mercek altına alınacaktır.Bu vesile ile,   Erzincan depremlerinde  ve ayrıca  6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde  hayatını kaybeden vatandaşlarımız için Allah’tan rahmet diliyor, programımıza göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan ötürü şükranlarımı arz ediyorum’ diye konuştu.

Ardından konuşmasını yapan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi (EBYÜ) Deprem Teknolojileri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şevket Özden açıklamasında; ‘ Bugün burada üç kelime üzerinde konuşacağım. Bunlardan birincisi tehlike, ikincisi risk, üçüncüsü afet. Tehlike size esasında yaşantınızı yaşadığınız çevreyi , canınızı , malınızı ,sevdiklerinize zarar verecek herhangi bir olguyu tamamlar. Onun için biz deprem tehlikesi haritası olarak tanımlıyoruz kullandığımız haritaları. Sadece depremden bahsetmek yersiz olur. Bir çok doğal afeti de sayabiliriz. Depremin tehlikesini tanımlayanlar yer bilimciler ve inşaat mühendisleri  sismoloji birimiyle ilgilenirken yağmurun tehlikesini tanımlayanlar meteorologlar ve ekoloji ile ilgili yer bilim adamları. Bu esasında bizim hayamızın normal akışını değiştirecek bize zarar verecek sosyo ekonomik yapımızı etkileyecek olgunun tanımını oluşturuyor. İkinci konuşmak istediğimiz risk. Esasında risk iki faktörde oluşuyor. Bunlardan bir tanesi depremin oluşma riski, yağmurun yağma riski, dolayısıyla o size yarar verecek hadisenin oluşma riskinin tanımlanması. Depremin önümüzdeki bir yılda , 5 yılda ya da 20 yılda oluşma riski bizim depremle karşılaşma ihtimalimizi yüzdesini gösteriyor.  Yağmurun yağma riski denizde olursa bize zarar vermiyor, ovada olursa çok  zarar vermiyor ama bir vadide oluşursa bize zarar veren yüksek bir risk haline dönüşüyor. Risk ve afeti peş peşe incelediğimiz zaman bir olayı oluşma hali olayın bize zarar verme ihtimalini birlikte düşünmeliyiz. Deprem bu coğrafyanın en çok etkilendiği tehlike. Doğu Anadolu Fayının üzerindeyiz , Kuzeydoğu Anadolu Fayının üzerindeyiz . Son dönemlerde çok konuşulan fay yedisi fayı bunun etkisi de var. Dolayısıyla bu bölgede bir deprem oluşma riski var. Eğer oturduğumuz binalar depreme dayanıklı yapılmışsa ya da depremin olduğu esnada herhangi bir yanığının içinde değilsek bu risk bizim canımıza tehlike oluşturmuyor. Belki bu risk bizim sosyo ekonomik yapımıza bir tehdit oluşturuyor. Dolayısıyla şimdi iki tane riskimiz var. Bir o tehlikenin oluşma riski , ikincisi oluşan tehlikenin benim canıma , malıma , içinde yaşadığım toplumun sosyo ekonomik durumuna ne kadar zarar verdiği. Bu riskin afete dönüşmemesi önündeki en büyük etken toplumun kendisi. Kamunun yöneticileri okullar, hastaneler deprem veya afet sonrasında olası iç güvenlik tehditlerine karşı diğer kamu binalarının  depremden hemen sonra aktif hale getirmek ve aktif tutmakta görevliler. Depremden oluşabilecek riskleri de toplum olarak biz  arttırabiliyoruz. Ya da azaltabiliyoruz. Üç kat tasarlanmış bir binanın üzerine ilave bir kat daha yapıyorsak bunu birileri gözü kapalı iken yapıyorsa öyle bir durumda riski arttırmış oluyoruz. Burada iletişimin ve basının önemi çıkıyor ortaya. Biz afetin öncesinde de iletişimi çok sık tutmalıyız. Bu bilgileri halka yaymak zorundayız. Yapacağımız hataların riski arttırdığını afetin büyüklüğünü arttırdığını vatandaşımıza net bir şekilde anlatmamız gerekiyor. Doğru yapılaşma, doğru yerde, doğru kontrolle yapılaşma ve her şeyden öte yaptığımız yapıların olası bir depremde canımız için risk oluşturduğunu bilmeliyiz’ şeklinde konuştu.

Panelde bir konuşma yapan Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun ise şunları kaydetti: ‘Erzincan depremlerle anılan bir şehir olarak hafızalarda kaldı ama Erzincan aynı zamanda depremlerle birlikte yaşamasını öğrenen bir şehir olarak da tarihe geçecektir.2020 yılında hazırladığımız belediyemizci raporda yüzde  42'si 92 depreminden sonra yenilenmiş Yapı stoğu%58'i ise bir kısmı yenilenmeye muhtaç olan yapı stoğundan  ibaret olduğu ve bunların mutlaka yenilenebilmesi için Çevre Şehircilik Bakanlığımıza olan bildirdiğimiz raporumuzdan pilot bölge seçilmesi ve Erzincan'dan uzun vadeli kredi tanımlanarak yapıların yapı stoğuna uygun Depreme dayanıklı hale getirilmesini arz etmiştik.O tarihten sonra Türkiye sellerle, ekonomik krizlerle, pandemi ile ve en sonda 6 Şubat depremiyle sarsıldı. Üst üst sıkıntılar neticesinde Erzincan bu konuda maalesef adım atamamış oldu.İnşallah%51 uygulaması ve yarısı bizden kampanyası İstanbul'da düzenlenen Depreme dayanıklı binalar yapabilmek için kentsel dönüşümün destekleyen oluşum  İnşallah Erzincan'da da şekilleneceğini ve  Sayın valimizin de bu konuda gerekli desteği ilgili bakanlıklardan alarak şehrimizin yenilenmesini sağlayacağımızdan hiç şüphemiz yoktur.Aslında Benden önceki tüm belediye başkanlarıma teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten yapılaşmaya çok dikkat edilmiş bir deprem yönetmelikleri çıkan tüm deprem yönetmeliklerine uygun şekilde yapılması üzerinden hassasiyet gösterilmiş.Bu gösterilen hassasiyeti Biz de devam ettirmeye çalışıyoruz. Ama şunu unutmamak gerekir ki  toplumdaki rant beklentisi ne yazık ki şehirlerin düzenini bozmak için ilgili makamları meşgul etmekten onun için de rant düşüncesiyle imar barışını bekleyen tüm hemşerilerimi de buradan uyarmak istiyorum lütfen o konulara hassasiyet gösterelim belediye gerekeni yapıyor takibini yapıyor. Hasarlı binalar mutlaka yıkılmalı. Çünkü bütün Uzmanlar her defasında ifade ediyor , Erzincan deprem kuşağı üzerinde  ve yakında da Yedisuyu  tetikleyeceği bir deprem beklentisinde.  Onun içinden Sayın valimi sizlerle sayesinde İnşallah Erzincan depreme hazır hale getirmek için üniversitemizin de hazırlamış olduğu rapora istinaden yenilenmesi gereken kentsel  dönüşümü yapı sağlanması gereken tüm binaları İnşallah en kısa zamanda yenilemiş olacağız’ diye konuştu.

Son olarak konuşmasını yapan Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu konuşmasında şunlara yer verdi: ‘ bir animasyon çizgi film halinde Erzincan merkezde deprem olduğu anda koordinasyon merkezi neresi, çadır kurulma alanları neresi, toplanma alanları neresi i konteynır şehirler nereye kurulacak gelen yardımlar nereye yığılacak, kim ne görevi yapacak hepsini bizim ezbere bilmemiz gerekiyor. Biz madem depremden kaçamıyoruz. O zaman depremle yaşamayı mutlak surede öğrenmemiz gerekiyor. Altını çizeceğim bir şey daha şehirde dolaşırken acılarla yoğrulmuş bir şehir doğru. Acı insana asalet katar. Ama acılar bizi oturmaya tembelliğe sevk etmemeli. Bunu şiddetle reddediyorum. Bu asla kabul etmiyorum. Evet acılar var, evet deprem bölgesi bizim daha çok çalışmamız gerekiyor. Daha çok üretmemiz gerekiyor. Biz depremin arkasına sığınarak böyle pişmanlık içerisinde oturacak bir şehir değiliz. Daha çok üretip istihdam oluşturacağız. Daha ileriye daha güvenle bakacağız. Bunu üzerimizde kesinlikle atmamız gerekiyor.  Biz bunu başarabilirsek deprem olacaktır, kasar, sıkıntı olacaktır ama biz genel konulardan ders alarak önümüze bakmamız gerekiyor. Onun için bu çalıştayı çok önemsiyoruz’ dedi.

Panel programı 3 oturumdan oluşup başlıkları ise şu şekilde  oldu:  1- Afet Süreçlerinde Kurumsal İletişimin Önemi   2- Afet Süreçlerinde Ulusal ve Yerel Medyanın Koordinasyonu   3- Afet İletişiminde Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER